Ucu bucağı olmayan,
Bir sona ihtiyaç duyulmayanın ta içindedir insan.
Ve her geçen gün yaklaşır
Sonu olmayan sonsuzuna.
Alametidir her şey, şu yaşanılan her an, her dakika.
Mevsimi Ramazan’ın çarçabuk bitişi,
Teraviye doyamayan kulun henüz bitmeden özlemesi,
O uykunun, en lezzetli anında kalkıp da sahura durması,
Göz yaşları sel olan acılı kulların, duaları ve salaha hasretlikleri,
Geçecek olanı yaşamakta birer birer…
Sonsuzuna kıyam eyleyen insan,
Nefesinin sıcaklığı henüz buz kesmeden,
Sonsuzun provasındadır anbean.
Belki bildi insan belki de unutuverdi…
Giden ne varsa, beraberinde alıp da gitti,
Giden gözün yaşı meçhul
Konuşulmamış konuşmuşluklar tükenmiş
Sonu gelmiş ne varsa ardı sıra…
Yepyeni, hiç görülmemiş, hiç konuşulmamış
Olanın hasretliği mi, yoksa tükenmişliğin acısı mıdır?
Bilemedim, bilemedim ben onu işte.
Tek bildiğim tükenilen ne varsa, beraberinde gidişim
Ve sonsuzuma kıyam eyleyişim…







