Bir tarihçinin düşünce disiplininden iş dünyasına bakmak
İlber Ortaylı’yı yıllardır dinlerim. Konferanslarını, sohbetlerini, televizyon programlarını, söyleşilerini… Her seferinde aynı şeyi düşünürüm: Bu adam sadece tarih anlatmıyor; düşünmeyi öğretiyor. Duruşu öğretiyor. Bir insanın bilgiyle nasıl ağırlaşacağını, cümlelerin nasıl ölçülerek kurulacağını, fikirlerin nasıl savrulmadan ifade edileceğini gösteriyor. Bir yöneticinin sahip olması gereken zihinsel disiplinin canlı örneğini görür insan. Fark eder insan şunu: Yönetmek sadece şirket yönetmek değildir; zihnini yönetmektir önce.
Yönetici olmak, yalnızca karar vermek değildir aslında. Bir tavır meselesidir çoğu zaman. Bir ağırlık, bir üslup, bir düşünce biçimi meselesidir. Makamı olan herkes yönetici olabilir; fakat ağırlığı olan insan azdır. İşte tam bu noktada bazı insanlar makamdan bağımsız olarak ders verir insana. İlber Ortaylı da onlardan biridir.
Onu dinleyen herkes aynı özelliği fark eder: Konuşmasında acele yoktur, düşüncesinde yüzeysellik yoktur, tavrında telaş yoktur. Bu durum yöneticiler için önemli bir uyarıdır aslında. Çünkü iş dünyasında sık görülen bir manzara vardır: Çok konuşan ama az düşünen yöneticiler.
İlber Ortaylı’nın sık sık dile getirdiği bir söz vardır: “Bilmeden konuşmak cehaletin en tehlikeli halidir.”
Yönetici için bu sözün değeri büyüktür. Kurum içinde meseleyi anlamadan konuşan, konuyu araştırmadan karar veren, sadece pozisyon gücüyle hüküm kuran yöneticiler kısa sürede itibar kaybeder. İnsanlar makamdan çekinebilir ama zihinsel otoriteye saygı duyar. Bu yüzden yönetici için en güçlü sermaye bilgidir.
İlber Hoca’nın düşünce disiplinine bakıldığında bir başka ders daha görülür. Bir konuya yaklaşırken önce arka planı anlatır, sonra bağlamı kurar, ardından hüküm verir. Bu yöntem iş hayatında da büyük değer taşır. Çünkü birçok yönetici sorunu çözmeye çalışırken aslında sorunu tam anlamamıştır.
İlber Ortaylı’nın şu sözü bu nedenle yöneticiler için önemli bir rehberdir: “Bir insanın kalitesini, sorduğu sorulardan anlarsınız.”
İş hayatında güçlü yöneticiler sürekli konuşan kişiler değildir. Doğru sorular soran kişilerdir. Bir toplantının seviyesini belirleyen şey konuşmalar değil, sorulardır. Doğru sorular ekibi düşündürür. Doğru sorular kurumun ufkunu genişletir.
İlber Ortaylı’nın dikkat çeken bir başka yönü de entelektüel tevazudur. Çok şey bilir ama her şeyi bildiğini iddia etmez. Hatta gerektiğinde “bilmiyorum” demekten çekinmez. İş dünyasında ise çoğu zaman bunun tersi görülür. Bazı yöneticiler her konuda fikir sahibi görünmek ister.
Oysa İlber Ortaylı’nın şu sözü bu konuda çok öğreticidir: “İnsan her şeyi bilemez; ama öğrenmeye açık olmalıdır.”
Bir kurumun gelişmesi de tam olarak bu zihniyetle mümkündür. Öğrenen yönetici gelişir. Gelişen yönetici ekibini geliştirir. Öğrenmeyen yönetici ise kurumunu geçmişte bırakır.
Bir başka önemli ders ise duruştur. İlber Ortaylı konuşurken kimseye yaranmaya çalışmaz. Popüler olmak için fikrini değiştirmez. Bu tavır gerçek entelektüel özgüvenin göstergesidir. Yönetici için de benzer bir durum geçerlidir. Herkesi memnun etmeye çalışan yönetici sonunda kimseyi memnun edemez. İlkelerle hareket eden yönetici ise güven inşa eder.
İlber Hoca’nın şu sözü yöneticiler için adeta bir pusula gibidir: “Karakter sahibi olmak kolay değildir; ama onsuz yaşamak daha zordur.”
İş hayatında karakter çoğu zaman stratejiden daha önemlidir. Çünkü insanlar yöneticinin zekâsını değil, adaletini ve tutarlılığını hatırlar.
Bir başka dikkat çeken alışkanlık ise İlber Ortaylı’nın sürekli okuyan bir insan olmasıdır. Kitap onun için yalnızca bilgi kaynağı değildir; düşünmenin bir aracıdır. Oysa birçok yönetici belli bir noktadan sonra okumayı bırakır. Farkında olunmadan zihinsel gelişim de durur.
Şunu unutmamak gerekir: Bir kurumun kalitesi çoğu zaman yöneticisinin zihinsel kalitesi kadar olur.
Bu nedenle her yöneticinin kendine şu soruyu sorması gerekir: Ben yalnızca yöneten biri miyim, yoksa düşünerek yöneten biri mi?
Belki de İlber Ortaylı’dan alınacak en büyük ders şudur: Yönetmek bir makam meselesi değildir; bir kültür meselesidir.
Ve kültür, insanın zihninde başlar.
Fatih Demirtaş – Fabrikanı İyileştir E-Kitabının Yazarı Yönetim Danışmanı







